KKTC Ekonomisinin en büyük kara deliklerinden olan “Teşvik ve Sübvansiyon” uygulamaları çağdaş bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Sübvansiyon; Hükümetlerin üreticileri korumak ve onları teşvik etmek amacıyla para veya parasal değere sahip şeylerle karşılıksız olarak yaptığı yardımların genel adıdır.

Teşvik ise; Ekonomik literatürde “teşvik” kavramı, belirli ekonomik ve sosyal faaliyetlerin diğerlerine oranla daha fazla ve hızlı gelişmesini sağlamak amacıyla, kamu tarafından çeşitli yöntemlerle verilen nakdi ve/veya gayrinakdi destek, yardım ve özendirmeler olarak olarak tanımlanmaktadır.

Her iki uygulama da temelde gelişmekte olan veya öncelikli sektörlere sağlanan bir önceliği ifade etmektedir.

Ancak bu kapsamda Devletin veya Devleti yöneten Hükümetlerin farklılık gösteren yöntemleri vardır.

Bu yöntemler ekonominin geneline direk olarak etki etmektedir.

Başta rekabet unsuru olmak üzere, sağlanan tüm teşvik ve sübvansiyonların temel amacında “korumacılık” ilkesi baz alınmaktadır.

Korumacılık kavramı KKTC ekonomisinde “FON UYGULAMASI” olarak genel piyasa fiyatlarını olumsuz yönde etkileyen ve pahalılığa neden olan bir yöntemdir.

Globalleşen Dünyada elbette yerli üreticiyi korumak adına teşvikler verilmelidir.

Fakat bu teşvikler üretim maliyetlerini minimize edecek bir şekilde uygulanmlıdır.

Yoksa hem yerli üretim maliyetleri yüksek hem de benzer malların gümrük girişinde fon uygulaması sadece ve sadece yüksek piyasa fiyatlarını oluşturur.

Bugün ülkemizde de yaşanmakta olan aynen budur.

Yerli üretimin girdi maliyetleri o kadar yüksektir ki (işçilik, elektrik, hammadde, vergi v.b), üretilen ürünün piyasa satış fiyatı çok yüksek olarak belirlenmektedir.

Bu ürünün muadili ürünleri ithal edildiğinde, yerli üreticiyi korumak adına yüksek Fon uygulaması sadece tüketicilerin yani halkın alım gücünü düşürmektedir.

Bu yanlış teşvik uygulamaları KKTC’de birçok farklı sektörde görümektedir.

Son olarak Turizm Bakanlığı’nın başlatmış olduğu “Charter uçuşlarda gelen yolcu başına 135 Euro ödenmesi” de bence farklı bir şekilde yapılmalı.

Öncelik ile KKTC’ye gelen turist başına ilgili acenteye bir para ödendiği zaman bu para genel ekonomi içerisinde pek fazla dağılım yapmamaktadır.

Birçok turist tatile geldiği ülkemizde herşey dahil konseptinde otelinden dışarı çıkmamaktadır.

Bunun yerine bence ülkeye giriş yapan her bir turiste gümrük çıkış kapısında bir kredi kartı verilmeli ve içerisine 135 Euro yüklenmesi gerekmektedir.

Turist bu kredi kartını ülkede her yerde kullanabilmeli ve ülkeden ayrılırken de bir hatıra olarak yanında götürebilmelidir.

Yani Devlet teşviği sektör temsilcilerine değil direk olarak son kullanıcıya vermelidir.

Belki birçoğumuza çok hayali bir düşünce gelecek ama, bu kart ile turistler taksiciyi de, restoranttı da, içtiği kahveyi de ödeyebilmeli.

Bugün turizm başta olmak üzere yüksek rekabetin yaşandığı ve ülke ekonomilerinin temelini oluşturan birçok sektörde FARKINDALIK yaratmanın yolu FARKLI OLMAK dan geçmektedir.

Bizler de KKTC’de alışılmadık, farklı ve tüm ekonomiye olumlu yönde etki edecek uygulamaları düşünmeli, yaratmalı ve hayata geçirmeliyiz.

KKTC ekonomisinin temeli HİZMET SEKTÖRÜ dür.

Bu temelde yeni teşvikler hazırlanmalı ve genel ekonomi içerisinde eşit ve adil bir şekilde dağıtılmalıdır.

Eko turizm, sağlık turizmi, tatil turzmi, eğitim v.b alanlarda hizmet yapan tüm girişimciler bu teşviklerden adil ve eşit olarak yararlandırılmalıdır.

Bunun için de planlı bir şekilde FARKLI ve FARKINDALIK YARATACAK uygulamaları hayata koymalıyız…

Kategori
Etiketler

Henüz mesaj yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler
Arşivler